REYTİNG VE DİN İSTİSMARINA FARKLI BİR BAKIŞ

18.05.2019 07:40 - Yazar: Meliha Küçükoğlu

Tarihin her döneminde dini şekilsel kalıplara koyup, niceliksel verilere kapılarak yaşayanlar olmuş. Ve her daim dinin özünü anlamak için çaba gösterip nitelikli işler yapma özverisinde bulunanlar var olmuş. Sessiz sedasız olsa da. Reyting, makam veya reklam kaygısı gütmeden.

Geçtiğimiz günlerde Türk televizyonları bir ilke daha şahitlik etti. Ramazan ayına mahsus, bol ağlamalı, kaval sesli, bidat ve hurafelerimize eşlik eden enstantanelerden oluşan bu programlarımızın en meşhurlarından birinde bir küçücük çocuk ihtida ettiğini açıkladı. Yani Müslüman oldu. Veya Müslüman olma hevesine kapıldı. Ya da çocukluk ve ergenlik döneminde her bireyin zihninden geçmesi çok normal olan bu düşüncesini, reyting meraklısı yapımcılar yüzünden fiiliyata dökme imkanını yakaladı. Kendini özel hissetti. Artık büyüdüğünü düşündü. Ama bu ihtida, vicdanlarda kabul gördü mü? Hayır. Ne Ermeni-Hıristiyan cemaati çocuğun gerçekten Müslüman olduğunu düşündü. Ne izleyici, ne de Müslüman din alimleri. Çocuğun ailesi ve Ermeni Patrikhanesi, program ve sunucusu hakkında dava açacağını söylerken, ülkemizde din hakkında söz sahibi kimselerden pek tepki gelmedi. Bir kişi bir kişidir diye mi düşünülüyor?, ne de olsa Müslüman olmuş, Hıristiyan değil ya, diye mi susuluyor? anlamak pek mümkün değil.

Daha çocuk yaşta yapılan bu girişimin, gerçek bir İslam'a girme düşüncesi bile olsa bu şekilde reklam malzemesi yapılmaması gerektiği; çocuğun ailesinin onurunu ve ülkemizde yaşayan Ermeni cemaatinin hassasiyetlerini düşünme zorunluluğu aşikardır. Meseleyi çok iyi özetleyecek bir örnek vermek istiyorum: Müslüman olmuş ve İslam'a çok güzel hizmetlerde bulunmuş olan Muhammed Marmaduke Pitckhall'un hayat hikayesinden bir örnek. Pitckhall, 1900'lü yılların başında Ortadoğu'ya uzun soluklu eğitim amaçlı seyahatte bulunur ve şöyle der: “Binbir gece masallarından okuduğum manzaranın aynısını Şam, Halep, Kahire ve Kudüs’te gördüm. Bu insanların biz Avrupalılardaki gibi zengin olma, yaşama hırsı ve ölüm korkusu gibi endişeler taşımadıklarını hissettim.”  Bu büyülü coğrafyada kaldığı süre içerisinde İslâm’a duyduğu sempati nedeniyle Pickthall, Müslüman olmayı arzuluyor. Fakat Şam'da bir camiinin yaşlı, bir o kadar da tecrübeli imamı kendisini uyarıyor. Yaşlı imam, ona annesini rencide etmemesini, memleketine dönmesini ve yaşının biraz daha olgunlaşmasını beklemesini tavsiye ediyor. Şimdi bizim aramızda olduğun için İslam sana cazip geliyor, diyor ısrarla. Oh, bir İngiliz'i Müslüman ettim diye övünmüyor, cemaatine bunun reklamını yapmıyor besbelli. Genç Pickthall, yaşlı imamın vakur ve kibar davranışlarını epeyce garipsiyor. Çünkü o dönemlerde İslâm dünyasında Hıristiyan misyonerlerin faaliyetleri çok fazla ve onlar için din değiştirmek isteyen birini bulmak inanılmaz bir fırsat. Fakat Pitckhall, o imamın tavsiyelerinin ne kadar isabetli olduğunu, gençlik yıllarındaki İslâm’a girmeye yönelik teşebbüslerinin romantizm ve doğunun büyüleyiciliğinden kaynaklandığını itiraf ediyor yıllar sonra. Yaşlı imamın, onu, Müslüman olmayı düşünmeye ve İslâm’ı araştırmaya sevk etmekle isabetli davranışta bulunduğunu, onun, yirmi yıl sonra gerçekten İslam'ı tercih etmesinden anlayabiliyoruz. İngiltere'de bir konferans konuşması esnasında Pitckhall, İslamiyet'i kabul ettiğini açıklıyor ve konferansı dinleyen Müslümanlar, belki de hayatlarının en duygulu anını geçirdiklerini ifade ediyorlar. Hatta sonrasında Pitckhall'un İslam'a ilgi duymasından çekindiği için onu İngiltere'ye çağıran annesi ve eşi de Müslüman oluyor. Yıllarca İngiltere'de ve başka ülkelerde Müslümanların sesini dünyaya duyurmak için çaba göstererek birçok kişinin İslam'la tanışmasına vesile oluyor.

Bir asırdan önce yaşanan 19'lu yaşlarda bir İngiliz'in Müslüman olma hikayesi, bize hala çok şey anlatıyor. Yaşlı bir cami imamının feraseti ve arifliği, bize ne de güzel örnek oluyor. Demek ki tarihin her döneminde dini şekilsel kalıplara koyup, niceliksel verilere kapılarak yaşayanlar olmuş. Ve her daim dinin özünü anlamak için çaba gösterip nitelikli işler yapma özverisinde bulunanlar var olmuş. Sessiz sedasız olsa da. Reyting, makam veya reklam kaygısı gütmeden...

YORUMLAR